Yaşam

Yetenek Çipleriyle Yetenekli Sporcular ve Başarılı Mühendisler!

2000’li yıllar nörobilim alanında muazzam gelişmelere tanık oldu. Pek çok bilim adamına göre şimdilik gösterilen gelişmeler şu an 1/1000 seviyesinde. Gelecek, nörobilim açısından korkutucu olduğu kadar harika da olacak.

2013 yılında Amerika’da yaklaşık 3 milyar dolar ve Avrupa’da yaklaşık 1.12 milyar avro beyin inisiyasyon çalışmalarına aktarılacağını açıkladılar. Bu yüksek bütçeler aslında bizi neyin beklediğinin de habercisiydi. Unutmamak gerekir ki en önemli şey insanların yaşam kalitesini arttırmaktır. 2050 yılında yaklaşık 2 milyar insanın psikiyatrik ve nörolojik sorunlara bağlı olarak sağlık sorunu yaşayacağı varsayılmaktadır. Hem insan hayatı hem de ülkelerin sağlık sistemleri üzerinde büyük bir yük oluşturmaktadır. O zaman hastalanmadan önlem alınmalı.

Neyse gelelim muhteşem sporcularımıza, seçkin öğrencilerimize, muhteşem mühendislerimize.

2013 yılında MIT bilim adamları, farelerin beyninde kaydedilen bir hafızayı yok etti. Yok ederken, bu bilgilerin oluşumu sırasında meydana gelen değişiklikleri kaydettiler ve bilgisayar verilerine kodladılar. Daha da farklı olarak, bu anıyı daha önce deneyimlememiş başka bir fareye aktardılar. Bir nevi hafızayı okudular, şifrelediler ve hafızayı başka bir fareye aktardılar. Elbette bu işlem sadece öğretilmiş bir davranış üzerinden, sınırlı bir hafıza üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu sürecin detaylarına girmeyeceğim, sıkılabiliriz.

Beynimize baktığımızda çok kısa süreli hafızanın (duyusal hafıza) beynimizin ön kısmındaki prefrontal kortekste, kısa süreli hafızaların ise prefrontal korteks ve diğer neokorteks bölgelerinde depolandığı ve uzun süreli olduğu düşünülmektedir. -dönem anıları hipokampus ve neokorteks bölgelerinde depolanır. Ama daha doğrusu, kısa süreli ve uzun süreli hafıza arasındaki geçiş hipokampustur. Ve yapay hipokampusta farelere aktarıldığını düşünürsek konumuza başlamış oluruz. Yararsız bilgilerin saklanmamasının ardındaki biyolojik nedenlerin şu anda net olmadığını da unutmamalıyız.

Eğer daha önce yapıldığı gibi öğretilen bir özelliği kodlayıp uzun süreli hafızada saklayabilir ve bilgisayar ile yapabilirsek ki bu verdiğim fare örneği, o zaman bazı özelliklerimizi deşifre etmiş oluruz. Üstelik yine verdiğim fare deneyinde bu şekilde yapılan bu öğrenilen ve kodlanan bilgiyi bir çip yardımıyla başka bir canlıya aktarabilirsek, o zaman bir özellik, öğrenilen bilgi veya beceri geliştirebilirsek bir biraz daha, bir canlıdan diğerine bir beceri aktarabileceğiz. Elbette buradaki aktarım birebir çeşitlemelerin ortasında yani maymundan insana değil.

O zamanlar İbrahim Çolak gibi yetenekli bir jimnastikçi; Cedi Osman veya Hidayet Türkoğlu gibi başarılı basketbolcular; Emre Belezoğlu, Sergen Yalçın ya da Arda Güler gibi yetenekli futbolcular; Pek çok Semih Saygıner, Ebrarları daha çok yükseltmek mümkün olabilir. Tabii geriye sadece çok çalışmak kalıyor. Hatırlarsınız çokça tartışılan 10.000 saat kuralı var ve bu uygulamalarla muhtemelen saat kuralından kurtulacağız.

Ya da bir düşünün, uzun hafızada depolanan genetik bilgiyi bir lise öğrencisine aktardık. Ya da Aziz Sancar’daki bilgileri bir ortaokul öğrencisine aktarsak ne değişir? Doğru dürüst kullanabilirsek çok güzel olur, o halde Konnektom projesine binlerce kez teşekkür edelim. Burada yazıyoruz, muhtemelen Elon Musk zaten beyinleri bağlamıştır.

Sadece spor mu değil mi elbette bu olası uygulama sizin okullardaki geleceğinizi sorgulanabilir hale getirebilir. Beş yaşında bir çocuğa birincil öğretim çipi verildiğini hayal edin. Belki de okul hayatı çok daha farklı yerlere evrilecek. Ancak tabi bunlar şimdilik varsayım, bu konuda ne dizi ne de film yapılmadığının farkındayım.

İçinde bulunduğu duruma uyum sağlamış beynimiz, bu yazdıklarımın hepsini kaldıramaz. Beynimizin daha aktif olma adına meydana gelebilecek olası yeni gelişmelere, anatomik değişikliklere hazır olmadığını da belirteyim. Örneğin beynimiz, nöron sayısındaki artışla meydana gelebilecek fonksiyonel kazanımla baş edebilecek durumda değil. Dolayısıyla bu tür gelişmelerin altyapısı mutlaka olmalı ama uygulamaya geçişte çok dikkatli olunmalıdır.

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamen yazarların orijinal niyetleridir ve Onedio’nun yayın politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu